Cengiz Sözübek 1 Kasım: Graham Fuller, ‘Bizim Çocuklar’a yenildi!

1 Kasım seçimlerinde en çok kim yenildi?

Aydınlar. Attila İlhan’ın “%10’luk ihanet kontenjanındaki aydınlar” şeklinde bahsettiği güruh mağlubiyet serisini taçlandırdı; devletle savaşını “deriniyle mücadele ve askerî vesayete karşı durma” ile maskeleyen “Altangiller” çok bariz bir şekilde kendilerini açık ettiler. Kırk yıllık sivilliğin/demokratlığın arka planındaki İstanbul sermayesi/beyaz Türkler liboşluğu/viskici şerefsizler son şarkısını söyledi: “ülkenizin geçirmekte olduğu bu kritik süreçte, en fazla şimdi iç savaş ve darbeye ihtiyacımız var.”

“Bizde kavga sınıflar arasında değil, aydın ile halk arasındadır…Vatan haininden aydın olmaz” diyen Cemil Meriç’in ruhu şâd olsun; mütekebbir Tanzimat/Kemalizm aydınları bu ülke’de artık sâdece marjinal. Milletin dilini konuşan, milleti yaşatan devleti tanzim eden yeni neslin soylu münevverleri yeniden târih sahnesinde yerlerini alıyor.

Paraleller. Kırk yıldır merdiven altı yaptıkları istihbaratçılık ifşa olduğundan beri yenilgiye mahkûm olmuşlardı. Yarım yüzyıllık NATO’cu/darbeci Kemalistlerin ve iç savaşçı Altangiller’in darbe heveslerine “kan kaynağı” olmayı bile kabul etselerde târihin çöplüğüne atıldılar. Binlerce yıllık geleneği/tecrübesi olan devletin kadim reflekslerini “otoriteleri” bile hesap edemedi.

Selocanlar.  Birkaç aylık şımarıklık/şapşiklik, yaşlandıklarında anlatacakları güzel bir anı olarak kaldı. Kürtlerin evlerinin önlerine kazdıkları hendeklerdeki çamurlardan kaleler/hisarlar yapıp “devletçilik” oynayarak, Kürtlerin/devletin/târihin/konjonktürün kendilerine tanıdığı fırsatı bozuk para gibi harcadılar. Mart 2013 Nevruz’unun ruhuyla hep birlikte yeni bir “devlet inşası” fırsatı yerine, o ruhun mimarını Barzani’yle birlikte devirmek isteyenlerin figüranı olmayı seçtiler.

Ve Graham Fuller.

Paralel ve Selocan projelerinin mimarı..

12 Eylül sonrasında kurguladığı ve devletin içerisine yerleştirdiği paralel virüsüyle devleti en fazla bir süreliğine felç edebildi. Oynadığı kumar elinde patladı ve “yıkmayan güçlendirir” düsturunca, devletin  -Balkan savaşlarından bu yana- hiç olmadığı kadar güçlü olmasını sağlayacak bir zemin oluşturdu.

AK Parti’yi gül&en üzerinden dönüştürerek kuracağı “Yeni Türkiye” ile otorite-sinin emrinde liberal islâm soslu British Ottoman Project(BOP) hayal etti. Bu “Yeni Türkiye”nin refleksleri, Gülen’in “Amerika Büyük Devletleri”ne/otoriteye/güce/güçlüye karşı teslimiyetiyle aynı mihverde olacaktı. Mursi’nin yerine Sisi’yi getiren bu irade, Erdoğan’ın yerine de Gül&en’i getirecekti.

Graham Fuller muhtemeldir CIA’nın karanlık dehlizlerinde “hayatımın en büyük başarısızlığı” dediği “The Cemaat” projesinin akamete uğradığını fark ettiğinde yeni bir “proje” ile bizlere merhaba dedi: Selocan.

2015 yılı “Tayyip Erdoğan’ın bitişinin miladı olacak” dediği açık istihbaratçılık yaptığı yazısında “HDP’nin barajı aşması Erdoğan’ın hırslarını dizginleyebilir” demişti. 7 Haziran’da kısmen başardığı bu projeyi, kaos senaryosu ile kurguladığı yönetilemez ülke/darbe/iç savaş ile devam ettirmek istedi. “Sana ‘Yeni Türkiye’ni Kurdurtmayacağız Bay Fuller” yazımda da belirttiğim gibi, devlet bu açık komploya açık cevap verdi ve aynı anda hepsine savaş açtı.

Bu kaos senaryosu, paralelin kırk yıldır ilmek ilmek işleyerek kadrolaştığı ve bir gün kullanmak üzere “duvara astığı” darbe ve onun şartlarının oluşturulduğu iç savaş ile tahkim edilecekti. NATO’nun El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerle dünyaya nizam verme planı olan “Gladyo B” devreye sokulmuş, PYD-IŞİD çatlağı ile hem Kürtleri devlete karşı mevzilendirecek hem de “IŞİD’e yardım eden lider” ile küresel bir operasyon hedeflenmişti.

Devlet Mart’2013’le birlikte girilen süreçte PKK’yı tasfiye edip PYD’ye (ancak Fırat’ın doğusundan “mal mal bakmaları” kaydıyla) Suriye’de alan açarak “çözüm”e doğru giderken, IŞİD’i bölgeye sürerek Türkiye’nin PYD üzerinden oyun kurması önlenmek ve aslında bölgedeki genel resim olarak Öcalan-Barzani ile kurulan denge Selocan ile yıkılmak istenmişti.

1 Kasım seçimleri tüm bu “Fullerleşme” operasyonlarına okkalı bir cevap oldu.

Gezi ile başlayan ve 17-25 Aralık’la devam eden sivil darbe kalkışmalarının devleti esir alamayacağı anlaşıldı.

Hazar-Kuzey Irak-Kuzey Suriye-Doğu Akdeniz’e uzanan stratejik hattın Türkiye’ye rağmen dizayn edilemeyeceği anlaşıldı.

Kerpiçle Süleymaniye’nin kurulamayacağı, Feto-Selocan projelerinin derin anadoluya toslayacağı anlaşıldı.

Ne kırk katıra ne kırk satıra mahkûm olmadığımız anlaşıldı.

Graham Fuller’in ne çekici ve ne de örsü olmayacağımız anlaşıldı.

Ve bir şey daha anlaşıldı:

Graham Fuller yenildi; en çok O yenildi.

“Bizim Çocuklar”a yenildi.
Paylaş: