28 Şubat Darbesini Yapanlar FETÖ'dür

Memur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin maalesef darbeler ülkesi haline geldiğini, darbe girişimlerinin de halen devam ettiğini belirtti. 28 Şubat sürecinin iç ayağı olmakla beraber dış güçlerin bir tezgahı olduğunu ifade eden Memur, gelinen süreçte bunu daha da iyi anladıklarını dile getirdi. Türkiye'de ılımlı İslam hareketi başlatmak ve halkın benimseyeceği bir darbe yapabilme düşüncesiyle Paralel Devlet Yapılanmasının bir şekilde Türkiye'deki Müslümanların kucağına bırakıldığını anlatan Memur, şöyle devam etti: "Bunun gelişmesi için de her türlü imkanı sağladılar. Her ortamda, her hükümet döneminde, sağ, sol fark etmiyor her hükümet döneminde dış güçlerin desteğiyle FETÖ'nün güçlenmesi için her imkanı sağladılar. 28 Şubat darbesini yapanlar FETÖ'dür. FETÖ derken bu Türkiye'deki ayağı. FETÖ'yü de yine ortaya çıkaran ABD, Mossad, CIA, İngiltere veya Almanya yani dış istihbari güçler veya 'haçlı ordusu' diyebiliriz. Kendilerine düşman olarak veya kendilerine karşı koyabilecek güç olarak gördükleri İslam'ı, 'ılımlı İslam', 'yeşil kuşak' benzeri isimler altında pasifize etmek, asıl rayından çıkarıp, kendilerinin istediği bir İslam şekline dönüştürmek için ortaya attıkları bir cemaatti. Bunlar Paralel Devlet Yapılmasından önce paralel İslam cemaatiydi. İslam cemaatlerine karşı çıkarılmış suni bir cemaatti. Türkiye'de hatta dünyadaki İslami uyanışının önüne geçmek, İslam'ı asıl hedefinden çıkarıp pasifize etmek için ortaya attıkları 'paralel İslam' cemaatiydi. Dolayısıyla 28 Şubat sürecini yapanlar bunlardı." - "Çevik Bir paralel örgütün maşalığını yaptı" "Bu paşalar, Çevik Bir'ler paralel örgütün maşalığını yaptılar" diyen Memur, şunları belirtti: "Bunu onlar da bilmiyordu. Tabi ki Çevik Bir, Fetullah Gülen'e maşalık yaptığının farkında değildi. Bunu bir şekilde ABD veya değişik güçler bir şekilde Çevik Bir'i Fetullah Gülen'e piyon olacak duruma getirdiler. Maalesef o süreçte bugün daha iyi anlıyoruz Türkiye'deki bütün İslami cemaatler etkisiz hale getirildi. Bize yapılan operasyonda ve Türkiye'deki İslam adına veya Müslümanlara yapılan bütün operasyonların arkasında paralel yapı var. Bu paralel yapı da maalesef İslam adına çıktı. Bütün mütedeyyin insanları aldatarak onları hem maddi hem manevi kullanarak, devletin de bir takım imkanlarını kullanarak çok güçlü duruma geldi. Güçlü duruma gelince güç zehirlenmesiyle devlete yöneldi. Yani paralel İslam cemaatliğinden soyunup, Paralel Devlet Yapılanmasına gittiler ve bu süreçle Allah'ın yardımıyla devletin bir takım kurumları ve bazı samimi insanlar sayesinde bunların foyaları ortaya çıktı. İnşallah Rabbim Türkiye'deki Müslümanlara bu türlü şey yaşatmaz." - "İşkencenin her türlüsünü gördük" Memur, 28 Şubat sürecinde İstanbul'da gözaltına alındığını, iki gün orada sonra da beş gün Malatya'da sorgulandığını anlatarak, o süreçte çok kötü günler geçirdiklerini söyledi. Bir hafta boyunca işkencenin her türlüsünü yaşadıklarını ifade eden Memur, şöyle konuştu: "Zaman zaman kitaplarda, filmlerde görüyoruz elektrik verme gibi bu en basiti. Bazı işkenceleri burada anlatmak istemiyorum. Bizi silahlı terör örgütü olarak yargılıyorlar ancak silah yok. 'Şu kadar silahınız varmış' diyorlar, artık işkenceye tahammülsüz noktaya gelince kabulleniyoruz ama verecek silahımız yok. Gözaltının 6. günüydü aklıma bir fikir geldi, 'Bunları oyalayıp kaçmam lazım' diye düşündüm ve 'Silahları köyde araziye gömdüm' dedim. Bunu söylerken niyetim, oraya gideceğim ve orada bir şekilde ellerinden kurtulup kaçmak istiyordum. Arkamdan vursalar da önemli değildi o noktaya gelmiştim. O ortam olmadı, kelepçelediler ve kaçma imkanım olmadı. En az '7-8 saat işkenceden kurtulurum' diye de düşündüm. Aramada hiçbir şey çıkmadı çünkü zaten silah yoktu. Bu planladığım gibi en az 8-10 saat sürdü o arada işkence görmedim ancak sonrasında kat ve kat fazlasını gördük." - "Namaz arası seanslar veriyorlardı" Cezaevindeyken, ayrıldığı eşini öldüren bir polisle tanıştıklarını ve o kişinin kendilerine operasyon yapan polisler arasında bulunduğunu öğrendiklerini aktaran Memur, "O arkadaş paralel örgütün elemanıydı ve halen cezaevinde paralel örgüte çalışan bir kişiydi. Paralel örgüt o kişinin yaptığı cinayette ağırlaştırılmış müebbet alması gerekirken paralel örgütün desteğiyle en alt sınırda ceza aldı. Bu paralel örgütün adliyedeki marifetiyle yapıldı. Ayrıca bize işkence yapılırken namaz arası seanslar veriyorlardı, 'Namaz kılmaya gidiyoruz' diye. Yani Türkiye'de İslam adına Müslümanlara yapılan bütün operasyonların arkasında paralel örgüt var" dedi. Memur, silahlı terör örgütü olarak yargılandıklarını ancak bugüne kadar bir insanla dahi kavga etmediklerini belirterek, bu süreci yaşamak zorunda kaldıklarını dile getirdi. - "Bu insanların hiçbir kutsalları yok" Bir daha öyle günlerin yaşanmamasını temenni eden Memur, şu değerlendirmede bulundu: "Şu an bütün bu haçlı ordusu, Rusya, ABD ve batılı güçler de dahil bütün gücüyle Türkiye'nin gelişmesinin önüne engel koymak için, Türkiye'nin dik, insani ve İslami duruşunu engelleme için her türlü faaliyeti yapıyorlar. Suriye'de bunun fiili alanı. Onun için Müslümanların dikkatli olması lazım. Paralel örgüt ayağıyla devlete, millete, inananlara, İslam'a herkese ihanet içerisinde olduklarını görmek lazım. Bu insanların hiçbir kutsalları yok. Din, iman, İslam, ana, baba, vatan, devlet, millet hiçbir kutsalları yok. Hedefe giderken her şeyi mübah görüyorlar. Kendi insanlarını bile satmaktan çekinmeyecek zihniyette insanlar."
Paylaş: