Şuranın Kapanış Konuşmasını Zekeriya Şengöz Yaptı

Anadolu Platformu Teşkilat Şurasının ikinci gününde kapanış konuşmasını Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz yaptı.

Zekeriya Şengöz konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Kim izzet ve şeref istiyorsa bütün izzet ve şeref Allah’ındır. Ona ancak güzel sözler yükselir. Onları da Allah’a ameli salih ameller ulaştırır. Fatır Suresi 10. ‘Bu yol uzun olabilir. Fakat bundan başka bir yol da yoktur. Erlik bu yolda sabretmekle, azimli ve ciddi olmakla ve durmadan çalışmakla belli olur’ diyen Hasan El Benna’ya, ‘cehennem de olsa gelen göğsümüzde söndürürüz. Bu yol hak yoldur dönmek bilmez yürürüz’ diyen merhum Mehmet Akif Ersoy’a, ‘Allah giden yolun sorumluluğunu bilen yolcular geri dönmez. Ve umutsuzluğa da kapılmazlar’ diyen şehit Seyyid Kurub’a, ‘her şeyden şüphe edilir, kalpten şüphe edilmez. Her şeyi kırmak caiz olabilir, kalp kırmak cinayettir. Fetihlerin en güzeli keplerin fethidiré diyen merhum Nurettin Topçu’ya, ‘bir ideal için ipe çekilmek ölümlerin en güzelidir’ diyen merhum Cemil Meriç’e, ‘İslam korkakların değil cesur Müslümanların omzunda yükselecektir’ diyen Aliya İzzetbegoviç’e, dertli olan, direnen, edep ve hayâ çizgisini aşmayan siz değerli kardeşlerime selam olsun.

Dinimizin ve kültürümüzün güzel gördüğü insanlarla birlikte çalışmak, açıklık, verimlilik niteliklerine sahip kurumlar oluşturmak, erdemli, ahlaklı, dayanışmacı bir toplum inşa etmek, huzur güven, adaletin hâkim olduğu yaşanılabilir bir dünyanın imar ve inşasına çalışan bir platform olmak büyük bir anlayışı hayata hâkim kılmak için siz değireli kardeşlerim çaba sarf ediyorsunuz. Platform olarak gayemiz insanımızın tarihiyle, değerleriyle ve insanlıkla yeniden buluşmasıdır. Bu da dinimizden, tarihimizden ve insan zenginliğimizden kaynaklanan potansiyelimizin ortaya çıkmasıyla mümkün olacaktır.

Sahih bir din anlayışıyla istişare ve eleştiri kültürüne dayanan bir yapılanmayla lider eksenli bir yoldan ziyade kurumsal önderliği önemseyen, şeffaf, hesap verilebilir bir yapı olarak çalışmalarımızı sürdürmemiz kaçınılmamız olacaktır. Malumunuz olduğu üzere yapıları yetişme ve yetiştirme tarzlarına göre ikiye ayırıyoruz. Birincisi itaat kültürü ile insan yetiştiren yapılar. İkincisi ise eleştirel kültür ile insan yetiştirmeye çalışan yapılar. Biz bu ikinci yapılanma içerisinde çalışıyoruz. İtaat kültürünün hâkim olduğu yapılar sadece büyürler ama gelişemezler. Eleştirel kültür ile insan yetiştiren yapıların ise işleri çok daha zordur. Büyümeleri kolay değildir. Ancak büyümeseler de gelişmeleri mümkündür. İşte bizler eleştiri kültürü ile insan yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu yapıların işlerinin istişare kültürü ile yürütülmesi de kaçınılmaz olmaktadır.  Peygamber efendimizin 10 kişilik bir istişare heyetinin olduğu bilinmektedir. Hatta kendileri de istişareyi önemsemiş, bu istişareyi şiddetle de tavsiye etmiştir.

Bugün kendi hakikatimizle yüzleştiğimiz oranda yarınımıza dair yeni bir söylem, yeni bir işleyiş ve okuma yapabilme fırsatını, imkânını yakalayabiliriz. Birçok hayal kırıklığımız, ummadığımız sürpriz gelişmeler, hatalarımızın müsebbibi olduğu yarlar, kalplerimizi sahih kılan Salih amellerimiz, her hal ve şart içinde bunları hissedip büyük bir aile olarak dertleşmemiz, bunu cesaret ve samimiyetle yapmamız bizi önümüzdeki yıllara taşımış ve hazırlamış olacaktır. Hiçbir surette hikmetli bir uyarının kaybı olmaz. Bu kadar önemli bir coğrafyada, yorgun düşürülen kavramlarımız halimizle ilgili dertleşmeyi beklide öncelikli hassasiyetlerimiz arasında görmemiz gerekir. Bazen yoğun bir hayat harekeliliğinden kırıp döktüklerimizin farkında olmayabiliriz. Hele günümüzün şaşalı sanal dünyasında kendi gerçeklikle yüzleşmemizin gittikçe azalması bu sorunu daha da hayati kılmaktadır. Bundan dolayıdır ki kazançlarımızı, zararımızı, hasadımızı, ziyanımızı, öngördüğümüz risklerimizi, duaya ve bedduaya dönüşebilecek amellerimizi olarak da okuyabilmeliyiz. İstişare kavramını neredeyse 40 yıldır bu şekilde işliyoruz” dedi

Paylaş: