7. Oturum: Temel Kaynaklara Yaklaşım Sorunları ve Çözüm Arayışları

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe başkanlığında başlayan 7. Oturumda; Prof. Dr. Mustafa Öztürk “Modern Dönemde Kur’an’a Yaklaşımlar ve Ortaya Çıkardığı Sorunlar”, Prof. Dr. Bünyamin Erul ise “Modern Dönem Sünnet Anlayışları ve Ortaya Çıkardığı Sorunlar” başlığıyla birer sunum yapacak. 

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe kısaca programı takdim ettikten sonra sunumunu yapmak üzere ilk olarak sözü Prof. Dr. Mustafa Öztürk verdi.

Prof. Mustafa Öztürk’ün konuşmasının satırbaşları:

-Bizim Kur'an hakkındakil bilgimizin kaynağı bir kişinin şehadetine bağlıdır.

-İmanımızın kaynağı güvene, itimada dayanmaktadır. 

-Kur'an etse, Resulullahın sünneti tırnaktır.

-Musa Carullaf Bigiyef der ki, Resulullah'ın hayatında sünnet önde gider, Kur'an onu teyit ederdi.

-Rasulullahın hedefi bir tecrübe üretmekti, Kur'an-ı bir metin bırakmak değildi. O, yaşadığı dönemde; görerek, yaşayarak bir tecrübe bırakmıştı. 

-İslam'ı kaybettik yeniden keşfedelim gibi bir çabanın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. 

-Peygamber efendimiz vefat ettiğindfe Kur'an metin haline getirilmiş değildi. 

-Tefsir rivayetleri ikinci nesille birlikte artmıştır. 

-Teknik anlamda tefsir dediğimiz şey tabiin döneminde başlamıştır. 

-Sahabe döneminde tefsir yoktu, çünkü onlar Kur'an'ı bizatihi yaşıyorlardı.

-Tefsir, büyük ölçüde tarih malzemesiyle yapılan iştir. Malzeme ne kadar sağlamdır, ne kadar çürüktür o ayrı bir şey.

-Yeni söylemlere ihtiyacımız var.

-Fahrettin Razi'nin tefsiri bir tefsir değildir. Kur'an'la herşeyi irtibatlandırmak üzere kaleme alınan eserler birçok tartışmaya sebebiyet vermektedir. 

-Kur'an'dan her türlü meyve devşirildi. 

-Kur'an suskundur, insan onu konuşturur. Allah korkunuz yoksa Kur'an'a herşeyi söyletebilirsiniz.

-Tefsir kitabı hükmü taşıyan yegane eser, Taberi'nin tefsiridir.

-Kur'an'dan kendimize idelolojik bir söylem üretebiliriz. Ama bu Allah'ın muradı değil, bizim Kur'an'dan anladığımız yorumdur.

-Kaynak bilimcimiz çok kötü, kaynaklara vukufiyetimiz az.

-Kitaplara, kaynaklara gittikçe çapımızın ne kadar küçük olduğunu, geçmişin ne kadar ihtişamlı olduğunu görüyoruz. 

-Kitap ortalamaya konuşur, sünnet ise idealin tatbikidir.

-Geleneği inkâr eden, "benim babam yok, ben ağaç kovuğunda dünyaya geldim" demektir.

-Geleneği toptan atmak kendisini soysuz ilan etmek demektir. 

. . . . . . . . . . . . . . .

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe, Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün konuşmasını bitirmesinin ardından sözü Prof. Dr. Bünyamin Erul’a verdi.

Prof. Bünyamin Erul’un konuşmasının satırbaşları: 

-Asrın idraki değişti, buna zaman algısı diyebiliriz. 

-Bir mahalle baskısı var üzerimizde.

-Mahalle baskıları bu zamana özgü değildi. 

-Modern dönemde peygamber tasavvurumuz çok yönlü tartışmaya açılmıştır. 

-Sahabe dönemindeki Kur'an'ın peygamber tasavvurundan, cahili bir peygamber tasavvuruna doğru gidildiğini görürüz. 

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe başkanlığında başlayan 7. Oturumda; Prof. Dr. Mustafa Öztürk “Modern Dönemde Kur’an’a Yaklaşımlar ve Ortaya Çıkardığı Sorunlar”, Prof. Dr. Bünyamin Erul ise “Modern Dönem Sünnet Anlayışları ve Ortaya Çıkardığı Sorunlar” başlığıyla birer sunum yapacak. 

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe kısaca programı takdim ettikten sonra sunumunu yapmak üzere ilk olarak sözü Prof. Dr. Mustafa Öztürk verdi.

Prof. Mustafa Öztürk’ün konuşmasının satırbaşları:

-Bizim Kur'an hakkındakil bilgimizin kaynağı bir kişinin şehadetine bağlıdır.

-İmanımızın kaynağı güvene, itimada dayanmaktadır. 

-Kur'an etse, Resulullahın sünneti tırnaktır.

-Musa Carullaf Bigiyef der ki, Resulullah'ın hayatında sünnet önde gider, Kur'an onu teyit ederdi.

-Rasulullahın hedefi bir tecrübe üretmekti, Kur'an-ı bir metin bırakmak değildi. O, yaşadığı dönemde; görerek, yaşayarak bir tecrübe bırakmıştı. 

-İslam'ı kaybettik yeniden keşfedelim gibi bir çabanın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. 

-Peygamber efendimiz vefat ettiğindfe Kur'an metin haline getirilmiş değildi. 

-Tefsir rivayetleri ikinci nesille birlikte artmıştır. 

-Teknik anlamda tefsir dediğimiz şey tabiin döneminde başlamıştır. 

-Sahabe döneminde tefsir yoktu, çünkü onlar Kur'an'ı bizatihi yaşıyorlardı.

-Tefsir, büyük ölçüde tarih malzemesiyle yapılan iştir. Malzeme ne kadar sağlamdır, ne kadar çürüktür o ayrı bir şey.

-Yeni söylemlere ihtiyacımız var.

-Fahrettin Razi'nin tefsiri bir tefsir değildir. Kur'an'la herşeyi irtibatlandırmak üzere kaleme alınan eserler birçok tartışmaya sebebiyet vermektedir. 

-Kur'an'dan her türlü meyve devşirildi. 

-Kur'an suskundur, insan onu konuşturur. Allah korkunuz yoksa Kur'an'a herşeyi söyletebilirsiniz.

-Tefsir kitabı hükmü taşıyan yegane eser, Taberi'nin tefsiridir.

-Kur'an'dan kendimize idelolojik bir söylem üretebiliriz. Ama bu Allah'ın muradı değil, bizim Kur'an'dan anladığımız yorumdur.

-Kaynak bilimcimiz çok kötü, kaynaklara vukufiyetimiz az.

-Kitaplara, kaynaklara gittikçe çapımızın ne kadar küçük olduğunu, geçmişin ne kadar ihtişamlı olduğunu görüyoruz. 

-Kitap ortalamaya konuşur, sünnet ise idealin tatbikidir.

-Geleneği inkâr eden, "benim babam yok, ben ağaç kovuğunda dünyaya geldim" demektir.

-Geleneği toptan atmak kendisini soysuz ilan etmek demektir. 

. . . . . . . . . . . . . . .

Yrd. Doç. Dr. Mahsum Aytepe, Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün konuşmasını bitirmesinin ardından sözü Prof. Dr. Bünyamin Erul’a verdi.

Prof. Bünyamin Erul’un konuşmasının satırbaşları: 

-Asrın idraki değişti, buna zaman algısı diyebiliriz. 

-Bir mahalle baskısı var üzerimizde.

-Mahalle baskıları bu zamana özgü değildi. 

-Modern dönemde peygamber tasavvurumuz çok yönlü tartışmaya açılmıştır. 

-Sahabe dönemindeki Kur'an'ın peygamber tasavvurundan, cahili bir peygamber tasavvuruna doğru gidildiğini görürüz. 

Paylaş: