6. Oturum: Darbeler ve Sonuçları

11. Anadolu Buluşmaları’nda 6. Oturum “Darbeler ve Sonuçları" üst başlığıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Niyazi Özdemir’in başkanlığında başladı.

6. Oturumda; Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük “Bir Kavram Olarak Darbe”, Doç. Dr. Fahrettin Altun ise “15 Temmuz Darbesi ve Yeni Türkiye’nin Geleceği” başlıklı sunum yapacak. 

Özdemir programla ilgili kısa bir takdim yaptıktan sonra, “Bir Kavram Olarak Darbe” başlıklı sunumunu yapmak üzere ilk olarak sözü Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük’e verdi.

Ulukütük'ün konuşmasının satırbaşları:

-Darbenin temel kavram haritası var.

-Bizim ülkemiz devrimlerin değil, devirmelerin tarihidir.

-Darbe, varolan sistemi güçle yıkmaktır.

-Bizim ülkemizde genelde vuku bulan darbe çeşidi yıkıp geçen darbe çeşididir.

-Darbenin hazırlayacısı askeri müdaheledir. Darbe bu işin sonucudur. 

-Askeri darbenin öncesi, askeri müdahaledir. 

-Darbeler bir kaos, bir sözlük, bir dil geliştirirler. Bu dil devletin kurumlarına yerleşir.

-Bilimin merkezi dediğimiz üniversiteler askeri zaferlerin isimleriyle isimlendiriliyor. 

-Her darbenin kendine ait özerk bir yapısı vardır. Mesela OYAK dediğimiz kurum ilk önce askerlerin kendi aralarında yardımlaşmalarını sağlayan bizim vakıf kurumlarına benzeyen saf bir kurum olarak ortaya çıktı. Ancak sonradan ticarete atıldı. 

-Darbe kendi ekonomisini de adım adım oluşturur.

-Darbenin bir mimarisi vardır. Özellikle askeri yapıların tamamen halktan izole edilmesini sağlar.  

-Ordu psikolojik olarak kendisini en güvenli kurum olarak lanse eder.

-Darbenin üniversite ayağı da vardır ve belki de en güçlüsüdür.

-Ordu çalışmalarını merkeze alan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Darbelerle ilgili yapılan çalışmalar genellikle medyaya yansıyan haberlerden ibarettir.

-Komutanlar darbeden sonra üniversitelerden kimlerin atılacağını liste halinde görevlilere vermişlerdir.

-Darbeler kendisine ait bir hukuk sistemi yaratır.

-Darbelerin bir de sivil toplum ayağı vardır. 

-Devrim yeni bir paradigma demektir, ama darbe hiçbir zaman siyasette yeni bir şey önermez. Darbede yenilik yoktur, ama devrimde vardır.

-Darbe genelde içeriden yönetime el koymaktır. Ama devrim dışarıdann olan birilerinin yapabileceği bir şeydir. 

-Medya, darbenin en büyük hazırlayıcısıdır. 

-Sorgulamayan, akletmeyen, düşünmeyen insanlar darbecilerin en büyük cesaret kaynağıdır.

. . . . . . . . . . . .

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük'ün konuşmasının ardından “15 Temmuz Darbesi ve Yeni Türkiye’nin Geleceği” başlıklı sunumunu yapmak üzere mikrofonu Doç. Dr. Fahrettin Altun aldı. 

Altun'un konuşmasının satırbaşları:

-Modern Türkiye tarihinde biricik bir hadise ile karşı karşıyaya kaldık. 

-15 Temmuz bir işgal girişimidir.

-15 Temmuz darbe girişimi Milletin direnmesiyle boşa çıkarılmış bir darbe girişimidir. 

-Gezide ne hedefliyorlarsa, 17-25 Aralık'ta ne hedefliyorlarsa 15 Temmuz'daj da onu hedeflediler.

-15 Temmuz üç yıldır süren düşük yoğunluklu bir saldırının son halkasıydı.

-15 Temmuz Türkiye'nin işgale açık hale getirilmesidir.

-Bu bir çökertme projesidir. Burada ötekileştirilen önemli ana aktör R. Tayyip Erdoğan'dır. 

-Erdoğansız bir Türkiye görmek için büyük bir çaba sarfedildi. 

-Erdoğansız bir Türkiye projesi demek, Erdoğan'ıın vizyonundan yoksun bir Türkiye projesi demektir. 

-Türkiye rotanın dışına çıktığından dolayı Erdoğan ötekileştirilmeye çalışıldı. 

-2010'dan sonra Türkiye'ye saldırılar açık hale geldi ve ötekileştirilmeye çalışıldı. 

-Suriye Krizi Türkiye'nin aleyhine kullanıldı.  

-Mısır'da yapılmış darbe aslında Türkiye'nin de vizyonuna yapılmış bir darbedir.

-PKK Suriye krizinden sonra form değiştirdi, yeniden formatlandı. 

-Denetimsiz bir yapı olan DAİŞ Irak ve Suriye'den sonra Türkiye'ye yöneldi.

-DHKP-C mezhepçi bir retorikle yeniden atağa geçti.

-Sahada Türki'yenin aleyhine olabilecek her şey kullanıldı.

-Olayın bir de algı ve imaj boyutu var. 

-Türkiye'nin teröre destek verdiği imajı devreye sokuldu. 

-Türkiye'de siyasal kutuplaşma vardı, ama bunu sanki Türkiye'de toplumsal kutuplaşma varmış gibi göstermeye çalıştılar.

-Bazı aktörler tarafından İçeride yanlış Türkiye fotoğrafı büyütüldü. İçeri dışarıyı, dışarı da içeriyi besledi.

-FETÖ ilk olarak 1990'lı yıllarda kullanıma açık hale geldi. 

-17-25 Aralık tarihinden bu yana R.Tayyip Edoğan FETÖ'yü millete çok iyi anlattı. 

-Dolayısıyla 15 Temmuz'da "malum yapı" diyerek çağrı yapmasını millet hemen anladı. 

-15 Temmuz'da devlet-millet ilişkisi yeniden şekillenmiştir. İktidarın merkezine halk yerleşmiştir. 

-Milletin, devletten kendisini yeniden yapılandırması gerektiğini istemesi noktasına geldik.

-İmkanlarımız ve çok ciddi meydan okumalarımız var. 

-Türkiye çok kritik bir coğrafyadır. Çetin dönemler yaşamaya devam edeceğiz.

-Uzun dönemli yatırımlar yapmamıız ve inşa etmemiz gerekir ki bu mücadele devam edebilsin.

-Bugün bir mücadele içerisindeyiz, aktör olduğumuzun ve özgüvene sahip olduğumuzun farkındayız.

11. Anadolu Buluşmaları’nda 6. Oturum “Darbeler ve Sonuçları" üst başlığıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Niyazi Özdemir’in başkanlığında başladı.

6. Oturumda; Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük “Bir Kavram Olarak Darbe”, Doç. Dr. Fahrettin Altun ise “15 Temmuz Darbesi ve Yeni Türkiye’nin Geleceği” başlıklı sunum yapacak. 

Özdemir programla ilgili kısa bir takdim yaptıktan sonra, “Bir Kavram Olarak Darbe” başlıklı sunumunu yapmak üzere ilk olarak sözü Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük’e verdi.

Ulukütük'ün konuşmasının satırbaşları:

-Darbenin temel kavram haritası var.

-Bizim ülkemiz devrimlerin değil, devirmelerin tarihidir.

-Darbe, varolan sistemi güçle yıkmaktır.

-Bizim ülkemizde genelde vuku bulan darbe çeşidi yıkıp geçen darbe çeşididir.

-Darbenin hazırlayacısı askeri müdaheledir. Darbe bu işin sonucudur. 

-Askeri darbenin öncesi, askeri müdahaledir. 

-Darbeler bir kaos, bir sözlük, bir dil geliştirirler. Bu dil devletin kurumlarına yerleşir.

-Bilimin merkezi dediğimiz üniversiteler askeri zaferlerin isimleriyle isimlendiriliyor. 

-Her darbenin kendine ait özerk bir yapısı vardır. Mesela OYAK dediğimiz kurum ilk önce askerlerin kendi aralarında yardımlaşmalarını sağlayan bizim vakıf kurumlarına benzeyen saf bir kurum olarak ortaya çıktı. Ancak sonradan ticarete atıldı. 

-Darbe kendi ekonomisini de adım adım oluşturur.

-Darbenin bir mimarisi vardır. Özellikle askeri yapıların tamamen halktan izole edilmesini sağlar.  

-Ordu psikolojik olarak kendisini en güvenli kurum olarak lanse eder.

-Darbenin üniversite ayağı da vardır ve belki de en güçlüsüdür.

-Ordu çalışmalarını merkeze alan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Darbelerle ilgili yapılan çalışmalar genellikle medyaya yansıyan haberlerden ibarettir.

-Komutanlar darbeden sonra üniversitelerden kimlerin atılacağını liste halinde görevlilere vermişlerdir.

-Darbeler kendisine ait bir hukuk sistemi yaratır.

-Darbelerin bir de sivil toplum ayağı vardır. 

-Devrim yeni bir paradigma demektir, ama darbe hiçbir zaman siyasette yeni bir şey önermez. Darbede yenilik yoktur, ama devrimde vardır.

-Darbe genelde içeriden yönetime el koymaktır. Ama devrim dışarıdann olan birilerinin yapabileceği bir şeydir. 

-Medya, darbenin en büyük hazırlayıcısıdır. 

-Sorgulamayan, akletmeyen, düşünmeyen insanlar darbecilerin en büyük cesaret kaynağıdır.

. . . . . . . . . . . .

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük'ün konuşmasının ardından “15 Temmuz Darbesi ve Yeni Türkiye’nin Geleceği” başlıklı sunumunu yapmak üzere mikrofonu Doç. Dr. Fahrettin Altun aldı. 

Altun'un konuşmasının satırbaşları:

-Modern Türkiye tarihinde biricik bir hadise ile karşı karşıyaya kaldık. 

-15 Temmuz bir işgal girişimidir.

-15 Temmuz darbe girişimi Milletin direnmesiyle boşa çıkarılmış bir darbe girişimidir. 

-Gezide ne hedefliyorlarsa, 17-25 Aralık'ta ne hedefliyorlarsa 15 Temmuz'daj da onu hedeflediler.

-15 Temmuz üç yıldır süren düşük yoğunluklu bir saldırının son halkasıydı.

-15 Temmuz Türkiye'nin işgale açık hale getirilmesidir.

-Bu bir çökertme projesidir. Burada ötekileştirilen önemli ana aktör R. Tayyip Erdoğan'dır. 

-Erdoğansız bir Türkiye görmek için büyük bir çaba sarfedildi. 

-Erdoğansız bir Türkiye projesi demek, Erdoğan'ıın vizyonundan yoksun bir Türkiye projesi demektir. 

-Türkiye rotanın dışına çıktığından dolayı Erdoğan ötekileştirilmeye çalışıldı. 

-2010'dan sonra Türkiye'ye saldırılar açık hale geldi ve ötekileştirilmeye çalışıldı. 

-Suriye Krizi Türkiye'nin aleyhine kullanıldı.  

-Mısır'da yapılmış darbe aslında Türkiye'nin de vizyonuna yapılmış bir darbedir.

-PKK Suriye krizinden sonra form değiştirdi, yeniden formatlandı. 

-Denetimsiz bir yapı olan DAİŞ Irak ve Suriye'den sonra Türkiye'ye yöneldi.

-DHKP-C mezhepçi bir retorikle yeniden atağa geçti.

-Sahada Türki'yenin aleyhine olabilecek her şey kullanıldı.

-Olayın bir de algı ve imaj boyutu var. 

-Türkiye'nin teröre destek verdiği imajı devreye sokuldu. 

-Türkiye'de siyasal kutuplaşma vardı, ama bunu sanki Türkiye'de toplumsal kutuplaşma varmış gibi göstermeye çalıştılar.

-Bazı aktörler tarafından İçeride yanlış Türkiye fotoğrafı büyütüldü. İçeri dışarıyı, dışarı da içeriyi besledi.

-FETÖ ilk olarak 1990'lı yıllarda kullanıma açık hale geldi. 

-17-25 Aralık tarihinden bu yana R.Tayyip Edoğan FETÖ'yü millete çok iyi anlattı. 

-Dolayısıyla 15 Temmuz'da "malum yapı" diyerek çağrı yapmasını millet hemen anladı. 

-15 Temmuz'da devlet-millet ilişkisi yeniden şekillenmiştir. İktidarın merkezine halk yerleşmiştir. 

-Milletin, devletten kendisini yeniden yapılandırması gerektiğini istemesi noktasına geldik.

-İmkanlarımız ve çok ciddi meydan okumalarımız var. 

-Türkiye çok kritik bir coğrafyadır. Çetin dönemler yaşamaya devam edeceğiz.

-Uzun dönemli yatırımlar yapmamıız ve inşa etmemiz gerekir ki bu mücadele devam edebilsin.

-Bugün bir mücadele içerisindeyiz, aktör olduğumuzun ve özgüvene sahip olduğumuzun farkındayız.

Paylaş: