ZEKERİYA ŞENGÖZ ÖZEL RÖPORTAJ

 “DİNDAR OLDUKLARINI SÖYLEYİP

VATAN HAİNLİĞİ YAPTILAR”

Malatya'da 28 Şubat döneminde hakkında açılan dava nedeniyle uzun yıllar tutuklu kalan ilimizin kanaat önderlerinden Zekeriye Şengöz, gazetemize özel açıklamalarda bulundu. 28 Şubat döneminde Malatya’nın pilot il seçilmesinin altında yatan sebepleri anlatan Şengöz,  “O gün bizleri kendilerinin önünde engel gören FETÖ, bizler gibi vatansever insanları saf dışı edip kendilerine alan açtılar. Dindar olduklarını söyleyip vatan hainliği yaptılar. O da yetmiyormuş gibi darbe girişiminde bulundular” dedi.

28 Şubat Darbesi döneminde tutuklanan ve yıllarca cezaevinde kalan Malatya’nın kanaat önderlerinden Zekeriye Şengöz, o günlerde yaşadıklarını gazetemize anlattı. 

“BU KESİM ÜLKENİN YÜZDE 25’İNE TEKABÜL EDİLEN BİR KESİM”

Zeytin Dalı Harekâtında şehit düşen askerlere Allah rahmet diyerek sözlerine başlayan Kanaat Önderi Zekeriya Şengöz şunları söyledi; “Öncelikle Afrin'de vatani görevlerini yapan, ülkenin güvenliğini ve huzurunu sağlamak için uğraş veren askerlerimiz ve fedakârlıkta bulunup canlarını vatan için veren şehit olan askerlerimize, hakkın rahmetine kavuşan askerlerimize Allah’tan rahmet dileyerek başlamak istiyorum. Bundan 21 yıl öncesinde Necmettin Erbakan’ın kurmuş olduğu hükümet güzel bir yol alıp mesafe alıyordu. Fakat çılgına dönen batılılar ülkenin kalkınmışlığını görünce bu iktidarı yıkmak için seferber oldular. Dindar değerlere sahip toplum yapısında ki bu huzuru bozmak için azami gayret sarf ettiler ve bu işe çanak tutan epey yerli iş birlikçi hainler oldu. Dolayısıyla ülke büyük kaosun içerisine itildi ve ülke sermayesi çoğunlukla dışa taşındı içeride faiz lobileri korkunç derecede kar üstüne kar ettiler. Bu süreç 28 Şubat süreci olarak isimlendirildi ve bu darbe sürecinde gerçekten de ülkenin gidişatı tamamen çıkmaz bir noktaya sürüklenmiş oldu. İnsanlar içeri alındılar yeşil sermaye diye ekonomiye dayalı dindar kesimlerin yapmış olduğu tüm ticari ilişkiler kontrol altına alındı ve üniversitedeki kız çocukları okullarına başörtülü vaziyette gitmelerine engel konuldu. Hatta ikna odaları kuruldu, başları açıldı ve çoğu gençlerimiz okullarını bırakmaz zorunda kaldı. Yine kaos ülkenin bütün vatanın her tarafına yayılmış oldu, kaostan kurtulmak için de dindar kesim kendi inançlarına taviz vermemek için sivil duruşlarını devam ettirdiler. El ele yürüyüşler yapıldı, hakların savunulması için gayret sarf edildi, mağdur olan insanların el ele vererek buna karşı bir direniş gösterdiler ve bunun sonucunda da fatura belirli bir kesim mütedeyyin dindar mukasaddetına sahip maneviyatını savunan kesim oldu. Bu kesimde tahmin ediyorum ülkenin yüzde yirmi beşine yakın tekabül edilen bir kesim. Çok büyük bir rakam ve bu şekliyle 28 Şubat sürecinin gerçekleşmesi içinde sesi çıkan ve mazlumun yanında olan, genç kız çocuklarını destekleyen, kapatılan imam hatip okullarının talebelerinin hiç olmazsa sesi ve soluğu olan kesimler içeri alındı.”

MALATYA PİLOT BÖLGE OLDU

“28 Şubat post modern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde Malatya pilot il olarak seçilmişti” diyen Şengöz, şöyle devam etti; “İnsanların kesinlikle kabul edilemeyeceği işkenceye maruz kaldılar ve bu işkenceler sonunda genç insanların çoğu bizlerde dahil olmak üzere yapılmayan bir suçu kabullenmek gibi bir şeyle baş başa bırakıldık ve böylelikle mağduriyet zinciri devam etti gitti. 28 Şubat sürecinde Malatya'ya pilot bölgesi seçildiği gibi yine 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar içinde Malatya üst olarak görülmüştü. Malatya'nın okuma seviyesi çok yüksek. Gerçekten ülkesini seven, halkıyla barışık yaşayan, toplumun her kesiminin sorun ve problemlerini kendilerine sorun ve problem gören, mazlumların yanında olan hakkı savunan bir akıl var.  Bu akıl biliyorsunuz derinden gelen bir dalga gibi Malatya halkının büyük bir kesimini de bu işin içerisine bir şekilde dahil etmiş ve herkesin ülke bütünlüğü tehlikeye girdiğinde, bir haksızlık yapıldığında, zulmün kol gezdiğinde ve ülke kaos kaldığında fedakarlık etmekte ve kendi canını severek ülkesinin, vatanının ve milletinin kurtuluşu için ortaya koymaktan tereddüt etmeyen bir anlayış ve zihne sahip olduğundan dolayıdır bu şekliyle bir Malatya savunuculuğu yapılmış oluyor. Aslında olayın temelinde inançlı insanların fedakârlığı yatıyor, mazlumların haklarının önüne geçilmesi yatıyor.  Bir yerde bütün şer ve güçlere karşı koruma refleksinin gelişmesinden kaynaklanıyor diyorum.”

“DİNDAR OLDUKLARINI SÖYLEYİP VATAN HAİNLİĞİ YAPTILAR”

28 Şubat kumpaslarını anlatan Şengöz,“28 Şubat süreci bizi tamamen saf dışı etmek, yapılan cemaat cemiyetlerin önüne geçmek ve bir yerde modern hayatında batı dünyasının emperyalist düşünce ve yapılarının da bu topluma hakim olmasını isteyen bir zihinle karşı karşıya olduğumuz için ki bugün o düşünceye sahip olduğumuz ve şimdi de haklılığını gördüğümüz durum Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan da batı dünyasının özellikle AB ülkelerinin yine ABD'nin ülkemize ne tür tezgahlar kurduklarına, ülkenin bir kaosa girmesi için nasıl hain iş birlikçileri ile el ele vererek çalıştıklarını anlatmalarını ve açık bir vaziyette halkı uyarmalarında da biz gerçekten o günlerde de haklı olduğumuzu şu gün daha iyi bir vaziyette halk anlamış oldu. Tabi bizler 28 Şubat sürecinin mağduriyetinin bir yönünü kesinlikle unutmuyoruz. Kendilerini ülkenin dindar bir cemaati gören, yargıyı ellerinde bulunduran,  kolluk kuvvetlerini işgal etmiş olan çeşitli devletin kurumsal yapılarına sızmış olan bir FETÖ örgütünün kendilerini nasıl bizlere karşı tuzak ve kumpas kurduklarını açık bir delilidir. O gün kendilerinin önünde engel gördükleri, bizler gibi vatansever insanları saf dışı edip kendilerine alan açtılar gençliğin büyük bir kısmını o vaziyetiyle kendi saflarına çektiler, dindar oldukları söyleyip vatan hainliği yaptılar. O da yetmiyormuş gibi darbe girişiminde bulundular. Bu şekliyle de halkı tamamen dindar kesimlerinde şüphelenebileceği bir itamla da yüz yüze bırakmış oldular.”dedi.

“15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN AYAK SESLERİ O ZAMANDAN BELLİYDİ”

“15 Temmuz hain darbe girişiminin ayak sesleri o zamandan belliydi” diyen Şengöz, şöyle devam etti; “Bizi 28 Şubat sürecinde bütün mağduriyeti kumpas kuran FETÖ terör örgütün hain işbirlikçisi diyebildiğimiz kamuda yerleşmiş olan işkence yapan kolluk kuvvetlerinde acımasız bir vaziyette suçu üzerimize atan ve bize bu vaziyetiyle suçlu olduğumuzu zorla kabul ettirmek noktasında olan biz ve bizim gibi binlerce mağdura aynı tezgahı hazırlamış oldu ve böyle bir yol takip ettiler. Rabbimde onların yapmış olduğu bu tuzakları halkın öz verisiyle, fedakârlığıyla, uyanıklığıyla başlarına geçirmiş oldu. 28 Şubat sürecinde yargı kolluk kuvvetleri ve kamusal alanlardaki bütün örgütlenme biçimi hep alan açmak ülkenin bir şekliyle Avrupa'ya ve batı dünyasına ve Amerika'ya daha iyi biz vaziyette sömüreceklerini ülkenin gelir kaynaklarını, zenginlik kaynaklarını talan edeceklerini, sermayesini çok rahat bir vaziyette kullanacaklarını, millet olarak varlığının hiçbir değer olamayacağı itibarsızlaştırılmış bir hale getirmek istediler ve dolayısıyla da 28 Şubat döneminde atılan o adımlar.  Bir yerde devletin içerisindeki çeşitli güçlerinde bunların önünü açması bu 15 Temmuz darbe girişiminin ayak sesleri o zamandan belliydi. Biz bunun önünde çok ciddi bir sınavdan geçtik ve sesimizin çıktığı kadarıyla bu haksızlığı, bu hileli oyunu, bu tuzağı FETÖ terör örgütünün haince bir şey olduğunu batı Hıristiyan inancı tezgahının bir parçası olduğunu emperyalist güçlerin ülkemiz üzerinde ki bir oyunları olduğunu haykırmaya çok çalıştık herkese duyurmak istedik ama o zaman basın dünyasının da büyük bir kısmı trollerin de kendi ellerinde olması dolayısıyla biz sesimizi fazla duyuramadık ve gerçekten o gün yapmış olduklarımızla da haklı olduğumuz bu 15 Temmuz olaylarında da ortaya çıkmış oldu.”

İTİBARLAR GERİ VERİLSİN

Şengöz, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı; “Sahte delillerle yapılan kumpaslarla tek tek insanlarımız bir şekliyle suçlu ilan edildiler ve cezaya çarptırıldılar. Ben şahsen 28 Şubat sürecinden bu tarafa mağdur olan aileleri biliyorum ve bunlardan bir kısmı içeride çeşitli hastalıklarıyla boğuşur duruma geldiler, dışarıdaki aileleriyle sağlıklı bir iletişim kurmak, çıkmak ve yuvalarına dönmek için ailelerinin büyük bir beklentisi var bu beklentiye sahip olan iktidarın ses vermesini istiyoruz hatta yakın tarihlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, Recep Tayyip Erdoğan'da bu 28 Şubat mağdurlarının bir çıkış yolu neyse çalışılması talimatını verdiğini haber aldık inşallah doğru bir talimattır diye düşünüyorum. Bizler aslında 28 Şubat sürecinde mağdur olup sonra çeşitli işkencelerden geçen ve büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalan ailelerimizden yüzlercesi ile ilişki ve irtibatlarımızla onlarca yıl bir kesinti yaşanan insanlar durumundayız ve bugün hala biz suçumuzu bir şekilde ceza olarak yaşadık, kaldık ve çıktık. Bir haksızlık var nasıl ki Ergenekon ve Balyoz eylem planında mağdur olan ve daha sonrasında haklarında bizim gibi kesinleşmiş cezalarını yatarlarken yargıda da cezaları onaylandığı halde bu insanlar serbest bırakıldılar hakları tekrardan iade edildi. Biz hakkımızın tekrardan iade edilmesi değil itibarımızın bize iade edilmesi için içeride olanlarında bizlerinde terörle yargılanmak ya da terörle suçlanmak gibi bir şeyden mağdur olduğumuzu ve bundan utanç duyduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum. Biz kesinlikle terörü andıran veya terörle ilişki kurdurulan herhangi bir eyleme yanaşmak dursun ömrümüz terörle mücadeleyle geçmiştir ve halkın bütünlüğü, rahatı, refah bir şekilde yaşamı, dindar bir neslin yetişmesi için uğraşan insanlarız dolayısıyla bizim terörle özleştirilmemiz kesinlikle kabul edilmez. Halkta bunu biliyor yetkililerde bunu biliyor. Tekrardan bir 28 Şubat sürecinde mağduriyete uğrayan, ceza alan herkesinin tekrardan bir yargılama süreçlerinin başlaması herkesin bu işte aklanmasını özellikle 21 yıl üzerinden geçmiş olmasına rağmen böyle bir suçlamayla karşı karşıya olan tüm vatan evlatları ile içeride ve dışarıda olan kardeşlerimiz için aklanmasını istiyorum.”

Paylaş: