Yeni Anayasayı Önemsiyoruz

Malatya Meşale Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından, “Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi” konulu panel düzenlendi. Panelde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı ve Hukukçu Ali Yıldırım, yapılacak Yeni Anayasa’nın kuvvetler ayrılığına dayalı, adalet temelli ve özgürlükçü ruha sahip bir anayasa olması gerektiği vurgusunda bulundu.

Belediye Konferans Salonunda düzenlenen programa; panelistler Av. Ali Yıldırım,  Prof. Dr. A.Kadir Baharçiçek, Prof. Dr. Ahmet Karadağ ve Moderatör olarak Eğitimci-Yazar Gürgün Karaman ile Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Turan, Kent Konseyi Genel Sekreteri Abdullah Pektaş, Malatya kanaat önderlerinden Zekeriya Şengöz, kurum kuruluş temsilcileriyle çok sayıda vatandaş katıldı.

Panelin açış konuşmasını yapan Malatya Meşale Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Tamer Çalhan, yeni anayasa ve başkanlık sisteminin çok önemli ve gündemimizin birinci sırasında yer alması gereken konulardan bir tanesi olduğunu belirtti.

Yeni Anayasa’yı önemsediklerini kaydeden Çalhan, “Yeni Anayasa toplum veya toplumu oluşturan kesimlerin birlikte yaşama kararlılığı, istek ve iradesidir. Halkın bir araya gelmesi, birlikte yaşama kriterlerini ve esaslarını ortaya koyması bugüne kadar bu halktan esirgendi ve koparıldı. Halka rağmen seçkinci, oligarşik, jakoben anlayışla halkın değerlerinden ve inançlarından uzak, anayasal kurallar ve kanunlar koyuldu.

Ama Allah’a hamd olsun halk yeniden tarihine, değerlerine, inançlarına ve her şeyden önemlisi inançlarıyla var olma kararlılığını göstermektedir. Bugün burada değerli hocalarımız, yapacağı sunumlar ve çözüm önerileriyle bizlere ışık tutacaklardır. Kendilerine ve buraya kadar gelerek panelimize katılan gönül dostlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

“Anayasalar Hep Silahın Gölgesinde Hazırlandı”

Açış konuşmasından sonra geçilen panelde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı ve Hukukçu Ali Yıldırım, “Normal bir anayasamız hiç olmadı, ya savaşın ya silahın gölgesinde anayasa hazırladık. Ve hazırlanırken ‘toplumsal sözleşme’ yapıyoruz mantığını anayasayı hazırlayanlar hiç dikkate almadılar. Kim egemense onun iradesi merkeze kondu. Doğal olarak da katılımcılık, paylaşım ve bir arada yaşama kültürü, empati, hayatta yer bulsa da anayasada yer bulmadı” ifadelerini kullandı.

Yeni anayasa hazırlanacaksa burada herkesin ve her kesimin kendini ifade etmesi lazım diyen Avukat Ali Yıldırım, “Anayasa hazırlanırken herkes hukukçu gibi anayasa hazırlasın demiyoruz. Ancak anayasada kendisi ve ülkesi ile ilgili beklediği önemsediği olmazsa olmaz gördüğü kırmızı çizgilerinin neler olduğunu bildirmesi lazım. Aslında anayasada onun egemen olmasını istediği ruhu ifade etmesi lazım. Anayasayı hazırlayacak yetkililerin ve bizlerin asıl üzerinde titizlikle durması gereken en önemli konu anayasanın ratio legisi, yani ruhudur” diye konuştu.

Av. Ali Yıldırım, yapılan çalışmalara işaret ederek, “TBMM Anayasa için herkesten görüş ve öneri istiyor. Cemil Çiçek döneminde 2 üniversite, 3-4 Baro ve 50 STK görüş gönderiyor. Toplamda 60’ı bulmuyor. 84 Hukuk Fakültesi, 190 Üniversite ve 81 Baro’nun olduğu düşünülürse durumun vahameti ortaya çıkıyor. Bugün burada Meşale Derneğimizin düzenlediği bu panelin anlam ve önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu kadar önemli bir konuda daha hassas ve önemle durmamız gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

“Anayasanın Ruhunun Ne Olacağı Büyük Önem Taşıyor”

Anayasa hazırlanırken en çok ve titizlikle üzerinde durulması gereken konu ruhu olmalıdır diyen Yıldırım, “Hazırlanacak anayasa toplumsal sözleşme mi yoksa diğerlerindeki gibi egemen gücün iradesi mi olacak; Çoğunlukçu mu ve çoğulcu mu olacak; Adalet mi olacak, devlet menfaatleri mi olacak; Vatandaşların ya da daha şümullü tanımıyla insanların temel hak ve özgürlükleri mi olacak, ya da başka unsurlar (Sosyalizm, Liberalizm, Kemalizm, Sünnilik, Alevilik, Türklük, Kürtlük) mı olacak? Öncelikle bunun belirlenmesi gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyetti tabiiyetinde olan ya da topraklarında sürekli ya da kısmi süreli yaşayan insanların dinsel, mezhepsel ve ideolojik farklılıklarının mevcudiyeti bir realitedir. Yapılacak anayasada tüm bu kesimlerin azami düzeyde kendilerini bulabilmesi önemlidir. Bunu nasıl ve ne şekilde temin edeceğiz. Ayrıca ülkemiz insanlarının siyasal geleceği dikkate alınınca anayasanın büsbütün çerçeve anayasa olması ya da tam tersi salt kazuistik olması da doğru olmayacaktır.

Çünkü keyfiliğin yaşandığı dönemler düşünülünce tam çerçeve anayasa yapamıyorsun. Yapılacak anayasanın toplumsal barışa katkı sağlaması, milletin ve devletin bekasını sağlayabilmesi ve meşruiyetinin yüksek seviyede olması için tüm hususların dikkate alınması gereken ölçülerdir” dedi.

İnsanoğlunun ontolojik amacını en merkeze koyarak anayasaya bir ruh vermemiz insanlığımızın olmazsa olmazıdır diyen Yıldırım, “Anayasaya egemen olması gereken asli ruh insanın fıtratının özünün korunduğu ve insanın kendi dışındaki her şeyle ilişkisinde egemen olan asli unsurun adalet olduğu bir anayasa. Ve adalet nüvesi/ruhu öncelikle insanın devletle, toplumlarla, kurumlarla, ailesiyle, kendisiyle, yerküreyle, doğayla, canlılarla ve eşya ile olan ilişkisinde temel nüvedir. Hazırlanan anayasada bu ruhla hazırlanmalıdır” şeklinde konuştu.

“İkiyüzlü Bir Toplum Yetiştiriyoruz”

Yeni hazırlanacak anayasada değiştirilemez madde anlayışının olmaması gerektiğini ifade eden Yıldırım, “Hiçbir madde tüm Türkiye vatandaşlarının hayrına olacak bir başka maddeden önemli olmamalıdır. İkiyüzlülüğe, takiyeye sebep olan yemin metinleri değiştirilmeli, herkesin ittifak edeceği metinler düzenlenmelidir. Anayasanın genel esaslarında ve devamında düzenlenen ideolojik, etnik ve dini ayrışmalara sebep olacak tüm unsurlar yeni anayasada hiç bir şekilde yer almamalıdır.

‘Devletin dili’ ibaresi ‘devletin resmi dili’ şeklinde değiştirilmeli, vatandaşlık anlayışı ırki bir temele dayandırılmamalıdır. Anayasada dini hayata yönelik kısıtlayıcı ve dini yaşamı tehlike gören hiçbir düzenleme olmamalıdır. Siyasi Hak ve ödevlerde vatandaşlık tanımı değiştirilmelidir. Siyasi partiler yasasında değişikliğe yol açacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Devletin varlık sebebi olan insanın ve toplumun sağlıklı gelişimi ve sürekliliği için eğitimin ehemmiyeti ortadadır. Eğitimde; adalet, temel insan hakları, aile, ahlak, estetik, doğaya ve diğer canlılara saygı merkeze konarak diğer kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Yani adalet temelli ve özgürlükçü bir anayasa yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Yerel Yönetimler Daha Da Etkinleştirilmeli”

Alışılagelen öneriler dışında önerilerde de bulunan Yıldırım. “Genel Kurmay Milli savunma Bakanına bağlanmalı, Yerel Yönetimlere belli alanlarda (vergi koyma gibi) hakkı tanınmalı. Diyanet İşleri Başkanlığı Kaldırılmalı, Dini Hizmetler belediyelere bağlanmalı... Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesindeki SHÇEK, Huzur Evi ile Kültür Turizm İl Müdürlükleri vb Merkezi yönetime bağlı birçok kurum Belediyelere bağlanmalı” dedi.

Av. Ali Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü, “Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında set kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmelidir. Yasama erki, parlamento çatısı altında tek meclisi olmalıdır. Parlamento üyeleri hiçbir şekilde yürütmede görev almamalıdır. Yani milletvekillerine bakan olma yolu kapanmalıdır. Vekil sadece yasa yapmalıdır.

Ülke yönetiminde yürütme erki yeniden biçimlendirilerek, başkanlık sisteminin uygulandığı bir hükümet sistemi belirlenmelidir. Bununla beraber, güçlendirilmiş iradenin istişare odaklı bir yardımcı mekanizma ile bütünlenmesi doğru olacaktır. Yargı erki adaletin tesisi ve yargılama faaliyetlerinin hızlandırılması adına yeniden yapılandırılmalıdır. Yargının tek çatı altında toplanması gerekmektedir.

Anayasa konseyi, mevcut anayasa mahkemesi yerine yapılandırılmalıdır. Konseyin temel görevleri, norm denetimi ve yüce divan sıfatı ile yargılama yapmaktır. Hakimlik ve savcılık birbirinden ayrılmalı, hakimler için Hakimler Yüksek Kurulu oluşturulmalı; savcılık makamı ise hiyerarşik olarak Adalet Bakanlığı içerisinde yapılandırılmalıdır.”

“Başkanlık Sistemi İle Yürütme Erkinin Parçalanması Sona Erer

Prof. Dr. Ahmet Karadağ ise konuşmasında özellikle ABD’deki başkanlık sistemi ve ülkemizdeki mevcut durum ile ilgili kıyaslamalar yaparak değerlendirmelerde bulundu.

Karadağ, “Ülkemizdeki başkanlık sisteminin sorunsuz işleyebilmesi için hükümet sistemi değişikliğinin yanına başka bazı değişikliklerin de yapılması zorunludur. Bu değişiklikler şu şekilde sıralanabilir: Sistem değişikliği, siyasal partiler yasası değişikliği, seçmeni sistem içerisinde daha aktif duruma getirecek değişiklikler; Toplumu liberal siyasal kültüre daha fazla açmaya yönelik değişiklikler; Yerel demokrasiyi güçlendirecek değişiklikler” dedi.

Karadağ, “Başkanlık sistemi ile yürütme erkinin parçalanması sona erer. Vesayetçi yönetim anlayışının tasfiyesine yardımcı olur, ama tek başına yeterli gelmez. Hükümet istikrarsızlığını ortadan kaldırır. Verimsizlik sorunun çözümüne yardımcı olur. Yönetemeyen demokrasiyi, yöneten demokrasiye dönüştürebilir. Parlamentoyu merkezi bir siyasal kurum haline getirir.

Parlamenter denetimin daha işlevsel konuma gelmesini sağlar. Temsilde adaletin hükümet istikrarı ile birlikte gerçekleşmesini sağlar. Seçmenlere farklı alternatifler sunulabilmesini parlamenter sisteme oranla daha kolaylaştırır. Siyasal partilerimizi ideolojik keskinlikten pragmatizme doğru daha fazla yönlendirir” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’de Parlamenter Sistemin Neden Olduğu Sıkıntılar”

Ülkemizde bir hükümet sistemi sorunu var mıdır? sorusuna cevap veren Karadağ, geçmişten günümüze örnekler verdi. Karadağ, “1961-1999 arası dönemde 10 genel seçim yapılmış, bunların sadece 4 tanesi tek parti iktidarı ile sonuçlanmıştır.

1961-1999 arası dönemde 35 yıllık sivil siyaset döneminde 31 hükümet kurulmuştur. Ortalama hükümet süresi, 13 aydır. Bu örnekler çoğaltılabilir, buradan çıkan sonuç Türkiye’de parlamenter sistemin fazlasıyla sorunlu olduğudur” dedi.

Karadağ konuşmasında başkanlık sistemini isteyen ve olumsuz görüş edenlerin de argümanlarını kıyaslamalı olarak dinleyicileri ile paylaştı.

“Türkiye’de Sistem Sorunu Var”

Prof. Dr. A.Kadir Baharçiçek ise konuşmasında parlamenter sistem, başkanlık sistemi ve yarı başkanlık sistemi üzerine bilgiler verdi. Baharçiçek, parlamenter sistemi “Yürütme, yasama erkinden çıkar. Yürütme iki başlıdır. Yumuşak güçler ayrılığı vardır. Cumhurbaşkanı makamı semboliktir. Cumhurbaşkanı Yasama tarafından seçilir” seklinde özetleyerek parlamenter sistem hakkında bilgi verdi.

“Başkanlık Sistemi Türkiye’nin Tarihsel ve Yönetsel Tecrübelerine Daha Uygun”

Prof. Dr. A.Kadir Baharçiçek, Yeni Anayasa ve sistem tartışmaları hakkında da bilgiler vererek, “Kimler yeni anayasa istemiyor, mevcut anayasa ciddi bir sorun, yeni anayasa yapımı hepimizin sorunudur ve sorumluluğudur. En büyük sorumluluk siyaset kurumlarına düşmektedir. Hükümet sistemini ancak yeni anayasa çözer" alt başlıklarıyla sunumunu gerçekleştirdi.

Baharçiçek, “Türkiye'de Parlamenter Sistemin İşleyişi ve Yaşanan Krizler” konusunu kronolojik bilgilerle aktardığı sunumunu “Türkiye’de sistem sorunu var. Sistem parlamenter sistem gibi işlemiyor. Sistem kriz üretiyor. Türkiye’de zaten yarı başkanlık sistemi vardır. Başkanlık sistemi Türkiye’nin tarihsel ve yönetsel tecrübelerine daha uygundur. Halk, ülkenin başında güçlü bir liderin bulunmasını istiyor” diyerek tamamladı.

Vuslat TV tarafından canlı yayınlanan panel programının sonunda dinleyici soruları da cevaplandırıldı.
Paylaş: