ARAKANLI MÜSLÜMANLARA YÖNELİK KATLİAMA TEPKİ

Ortak Değerler Platformu basın sözcüsü Hüseyin POLAT, bugün Cuma namazı çıkışı, Yeni Camii önünde Myanmar’daki Müslümanlara yapılan zulüm ve soykırım lanetleyen bir basın açıklaması yaptı. Yaptığı açıklamada ”Bilinmelidir ki; zulme sessiz kalanlar, insanlığa ve insanlık değerlerine karşı işlenenlere ortaktırlar. Mazlumlar, sessiz kalanları da kesinlikle affetmeyeceklerdir. Onun için biz buradan, nerede olursa olsun, kime karşı işlenirse işlensin zulme sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. Susmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Her zaman mütevazî de olsa var güçleriyle ümmetin yanında duran, “Rabbimiz Allah’tır” demekten başka hiçbir suçları olmayan Arakanlı, Myanmar’lı, Burmalı kardeşlerimizin acılarını dindirmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Değerli Basın Mensupları! 
Ümmet coğrafyasında yaşananlar, dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Müslümanların maruz kaldığı zulüm, insan olanların, iz’an ve vicdan sahiplerinin kanını dondurmaya devam ediyor. Müslümanlara reva görülenler karşısında Modern Dünyanın takındığı tutum, bizi ayrıca kahrediyor. İşte Emperyalistlerin Müslümanlara yönelik tavır ve tutumlarından güç alan Myanmar’daki askerî cunta, Arakandaki Müslümanlara yönelik sistematik zulüm ve cinayetlerini katliam, hatta soykırım boyutlarına taşımada hiçbir sakınca görmüyor. Evet, 21. Yüzyılda, emperyalist süper güçlerin canlı yayınlar eşliğinde, istedikleri yerlerde savaştıkları bir dönemde, Dünyanın gözü önünde Myanmar’da soykırım yapılıyor. Askerî cunta, katliam yapmakta bir sakınca görmüyor, zira daha dün Avrupa’nın göbeğinde Bosnalı Müslümanlara uygulanan soykırım ve o soykırıma karşı Modern Dünya’nın tutumu, cuntacılara cesaret vermektedir. Bugün hâlâ Suriye’de, Doğu Türkistan’da devam eden katliamlar, Filistin’de, Mısır’da ve daha birçok coğrafyada Müslümanlara reva görülenler ve yaşananlara karşı Dünya’nın içine gömüldüğü sessizlik, sadistleri, insanlık düşmanlarını cesaretlendirmektedir. Artık, şu gerçek herkes tarafından anlaşılmıştır: Müslümanlar söz konusu olunca Türkiye’nin dışında bütün Dünya kör, sağır ve dilsiz oluyor. 
Bakın, herhangi bir beklentimiz olduğu için değil, ama gerçekten merak ettiğimiz için sormak istiyoruz. Yıllardır, İslam Coğrafyasında işlenenler, vahşet boyutunu çoktan aştığı halde, kuruluş amacı, Dünya barışı olan, Birleşmiş Milletler örgütü nerede? Ve insanlığa karşı işlenen bu cinayetlere karşı hangi tavrın veya tutumun sahibi? Dünya Barış örgütleri, İnsan Hakları örgütleri nerede? Nerede Batılı, Doğulu hümanistler, feministler, insan hakları savunucuları? Yoksa katledilenler Müslüman olunca, onların insan olmadıklarını mı düşünüyorlar? Acaba feministler, Müslüman kadınların kadın olmadıklarını mı düşünüyorlar? Acaba Naf nehrinde, Akdeniz’de boğulup kıyıya vuran çocuklar, Müslümanların çocukları oldukları için mi Dünya çocuk hakları örgütleri, bu katliamlar karşısında bu kadar kör, sağır ve dilsiz kalabiliyorlar? Nerede Modern Dünyanın bilim adamları, akademisyenleri, sosyologları, psikologları, siyasetçileri, demokratları, gazetecileri, köşe yazarları? En basit, en münferit bir olaydan hareketle toplumlar hakkında genel hükümler verenler, insan hakları, eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük, insanlık dersi verenler, karar alıcıları etkilemek için, yalan söylemek dâhil her yola başvuranlar, her kılıfa ve kılığa bürünenler acaba neden ortadan kayboluyorlar? Bunlar, neden bütün bildiklerini unutuyor, nutukları kesiliyor ve kalemleri yazmaz oluyor? Biz bunları merak ediyoruz. Ve toplumumuzun vicdanına tercüman olmaya çalışan ORTAK DEĞERLER PLATFORMU olarak birkaç hatırlatmada bulunmak istiyoruz. 
Zulüm devam etmez, mazlumlar affetmez. Mazlumların ahı ve kanı yerde kalmaz. İktidarlarını Mazlumların kanı üzerine kuranların sonu hüsrandır. Zulümle âbad olunmaz. Mazlumların kanı, zalimleri er-geç boğacaktır. Her gecenin bir sabahı vardır. Karanlığın en zifiri olduğu vakit, sabahın en yakın olduğu andır. Allah’ın yardımı, Mü’minlerin zaferi yakındır. Allah’ın va’di haktır ve Allah asla sözünden dönmez. Zalimler, yakında nasıl bir inkılaba uğrayacaklarını göreceklerdir. Nitekim, Müslümanların gösterdikleri tepkiler ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türkiye’nin girişimleri, yavaş da olsa olumlu sonuçlar vermeye başlamıştır. Fakat bunların yeterli olmadığını herkes takdir etmektedir. Yapılanların tekrarlanmaması ve o mazlumların rahat bir şekilde hayatlarını devam ettirebilmeleri için, daha köklü ve sağlıklı tedbirlerin alınması, katil cuntacılara gerekli yaptırımların uygulanması gerekmektedir. 
Bilinmelidir ki; zulme sessiz kalanlar, insanlığa ve insanlık değerlerine karşı işlenenlere ortaktırlar. Mazlumlar, sessiz kalanları da kesinlikle affetmeyeceklerdir. Onun için biz buradan, nerede olursa olsun, kime karşı işlenirse işlensin zulme sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. Susmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Her zaman mütevazî de olsa var güçleriyle ümmetin yanında duran, “Rabbimiz Allah’tır” demekten başka hiçbir suçları olmayan Arakanlı, Myanmar’lı, Burmalı kardeşlerimizin acılarını dindirmek için elimizden geleni yapacağız. Modern Dünyanın yılanla timsah arasına sıkıştırdığı kardeşlerimizi ölüme terk edemeyiz. Bunun için herkesi göreve davet ediyoruz. Bölgemizdeki, yardım teşkilatlarını başta nakdî yardımlar olmak üzere her türlü yardımı kardeşlerimize ulaştırmak için harekete geçmeye, gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz. 
Bu vesileyle, hasbelkader şu coğrafyada yaşayan Müslümanlar ve ORTAK DEĞERLER PLATFORM’U olarak, O kardeşlerimizin yaşadıklarından dolayı duyduğumuz acı ve elemi ifade etmek istiyoruz. Kardeşlerimizin yaşadıklarını iliklerimize kadar hissediyor ve paylaşıyoruz. Hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, geride kalanlara en yakın zamanda bu zulümden kurtuluş diliyoruz. 
Bu zulmü ve cinayetleri işleyenleri nefretle tel’in ediyoruz, Yıllardır hümanizma şarkılarıyla, insan hakları, demokrasi, adalet ve eşitlik iddialarıyla insanları uyutan, ama bu vahşeti sadece seyreden veya timsah gözyaşlarıyla takip eden emperyalistleri ve tutumlarını en ağır şekilde kınadığımızı belirtmek istiyoruz. "dedi.
Paylaş: