Araştırmacı-Yazar Hüseyin ÖZHAZAR Öğretmenler Komisyonumuz ile Buluştu.

SİVİL İSLAMİ HAREKET” KONULU KONFERANS

23.12.2017 Cumartesi günü saat 18.30 da Meşale Derneği Konferans Salonunda Araştırmacı- Tarihçi yazar Hüseyin ÖZHAZAR’ ın konuşmacı olarak katılımıyla öğretmenlere yönelik bir konferans verildi. Yazarımız “Hüseyin ÖZHAZAR” ve “Sivil İslami Hareket” konulu Öğretmenler Komisyonun düzenlediği konferansa ilgi oldukça büyüktü. 180 civarı öğretmenin katılımı ile konferans yaklaşık iki saat  sürdü. Konferansın bir buçuk saatini yazarımız Hüseyin ÖZHAZAR “Sivil İslami Hareket” konusuna ayırdı. Kalan yarım saatini ise dinleyicilerden gelen sorulara cevap vererek geçirdi.

Yazarımız konuşmasında İslami Harekatın Problemleri ve Çözüm Yolları ile ilgili bir değerlendirme ve muhasebe ağırlıklı bir konu olacağını söyledi.

Başlık olarak şu konularda değerlendirmelerde bulundu:

İslami yapıların ciddi anlamda sorunları var ve bu sorunlara bizim iyi niyetle ve doğru bir şekilde parmak basmamız gerekiyor. Bununda muhasebesinin yapılması için ortamların oluşturulması lazımdır. Ticari ortamların ciddi bir şekilde muhasebesi yapılırken dinimiz olan İslami harekatın muhasebesi  neden yapılmasın ki… Hz. Ömer’in hac döneminde Hac kongrelerini toplaması ve bu toplantılara valilerin zorunlu olarak katılması bu nedenledir. Böylelikle her bölgenin çalışmalarını, eleştirilerini, tekliflerini ve önerilerini alırdı.

İslami Çalışma harekatı olarak; çalışma yapan her komisyonun kendi içinde  yeni süreci inşa etmeleri adına güncelleme ve muhasebe yapmaları önem arz etmektedir.

                Fikri anlamda ciddi problemlerimizin olduğu ve fikri çölleşmenin bulunduğu bir ortamda yaşamaktayız. Bilgi ve bilinç düzeyinin olmadığı, uzun yıllardır İslami Harekatın ortaya bir şeyler çıkarmadığı bilinmektedir. İslami Harekatların daha çok kuru eleştiri ve sloganik davranışlar sergiledikleri  görülmektedir. Müslümanların, bilgi ve bilimsel katkıları olmadığından Dünyada çokta söz sahibi olamamaktadırlar. Dünya genelinde İslami Harekatların fazla bir şey üretemedikleri ancak sadece tüketici konumda kalmakla yetinmektedirler. Başkalarının ürettiklerinden de Müslümanların sorunlarına çözüm olamadığı bir gerçektir. Üzerlerine giyilen bir elbisenin bol veya dar gelmesi gibi…

                İslami Harekatlar, belirli bir metodolojiyi izleyerek hareket etmeleri gerekir. Televizyon, dergi , gazete açıyoruz ama içini tam dolduramıyoruz. Bu konular da yetişmiş elemanlarımız bulunmamaktadır. Müslümanların bu konulara eğilmeleri gerekir. Her alanda yetişmiş elemanlarımızın olması çok önem arz etmektedir. 

                Müslümanlar bütüncül olarak yaklaşım gösteremiyorlar. Herkese, parçaya  bütün muamelesi yapmaktadırlar. Parçacı yaklaşım doğru bir anlayış değildir. Bütüncül bir anlayış sergilememiz gerekir. Bir ayet hayatımıza yön veriyor ama o ayetlerin öncesine ve sonrasına baktığımızda farklı yaklaşımlar sağladığı görülüyor. Bundan dolayı Kur’an’a ve Sünnete bütüncül olarak yaklaşmamız gereklidir.

                İslami Harekatların ciddi sorunlarından biri de eğitim ve müfredat yoksunluğudur. Eğitim ve müfredatlarımız, derinlik değil daha çok sohbet ve vaaz niteliğindedir. Anadolu Platformu olarak ders gruplarımız ve eğitim halkalarımız var ama son yıllarda bunlarında işi gevşettikleri görülüyor. Müfredatlarda ciddi bir çalışmanın yapılması gerekir. Anadolu Platformu olarak sorumluluklar almamız gerekir. Muhatap almamız gereken 20 milyon genç ve çocuk bulunmaktadır. Ancak bizler sorumluluk almaktan kaçınıyoruz. Böyle olunca gençlerimiz liselerden ve üniversitelerden hiçbir vasıf edinmeden mezun olmaktadırlar. Sohbet, vaaz ve tefsir kültüründen kurtulmalıyız. Yenilikler yapmadığımız sürece ciddi ve vasıflı kişiler yetiştiremeyiz. İnsanlar okuyacak, not alacak, anlatacak, paylaşacak ki nitelikli olarak yetişsin. Bunları ders halkalarında yapabiliriz. Ders halkalarında öğrencilere söz hakkı tanınmalı kendilerini ifade edecek ortamlar sağlanmalı. İşler bir iki kişinin sırtına yüklenmemeli. Ders programları yeniden gözden geçirilmeli. Herkese aynı müfredat uygulanmamalı. Öğretmene, tüccara, köylüye, çiftçiye, işçiye, öğrenciye ayrı ve durumlarına göre müfredat uygulanmalı. Müfredatlarımız insan çeşitliliğine uygun olmalıdır.

                Ülkemizin eğitimine katkıda bulunmamız gerekir. Daha çok özverili çalışan, sorumluluk alan kişiler yetiştirmemiz lazım. Ama ne hikmetse kimse elini taşın altına koymuyor. Ne sanatta, ne teknolojide, ne spor alanlarında biz hiç yokuz. Bu konularda da derece yapacak ve eğitime katkı sunacak elemanlarımızın olması gerekir. İçimizde hiçbir vasıf, hiçbir nitelik taşımayan insanlar çıkıyor. İnsanlarımızı tefsir, hadis, sohbet ve vaaz kültürü ile birlikte diğer konularda da yetiştirmemiz gerekir.

Nitelikli insanlarımızı elimizde tutamıyoruz. İnsanlarımız bu yapının içinde uzun süre kalamıyorlar. Nitelikli, vasıflı insanlarımızı elde tutacak ve küstürmeyecek ortamlar ve alanlar açmamız gerekir. Nitelikli insanlar var ama bu insanları yetiştirme anlamında problemlerimiz var. Buna yönelik ders programları yapmamız lazım.

Osmanlı İmparatorluğunda, Osmanlıyı büyük bir devlet ve medeniyet haline getiren nitelikli ve vasıflı insan yetiştirmelerindendir. Enderun mekteplerinde insanlar yeteneklerine göre yetiştirilip, alanlarında kendilerinden yeterince faydalanılırdı.

Almanya dünya ekonomisinin % 7 sini elinde bulunduruyor. Ancak dünyada 57 Müslüman ülkenin de elinde bulundurduğu ekonomi  % 7 dir. 57 Müslüman ülkenin ekonomi hareketliliği ancak Almanya’nın ki kadardır. Bu ne demektir? Müslüman ülkeler eğitime yeteri kadar önem vermeyip nitelikli ve vasıflı insan yetiştirmediklerindendir.

Peygamberimiz “bu dini iki Ömer’den biri ile güçlendir”. Derken boşuna söylenmiş bir söz değildir. Nitelikli ve vasıflı insanla güçlendirilmesi isteniyor. Hz. Ömer’in yenilikçi yapısıyla Hz. Ebubekir’in liderlik yönü ile İslam güçlendirilmiştir. 

İslami hareketlerin bir sorunu da özgüven problemlerini aşamaması ve bir gelecek tasavvurunun olmamasıdır. İslami Hareketler hala geçmişte yaşıyorlar. Tarihin belli dönemlerinde takılıp kalmışlardır. Tarih zindanından kurtulup ve bu güne hitap etmeleri gerekir. Türkiye’deki İslami hareketler genelde dışarıdan beslenmektedirler. Bu bölgede yaşayan insanların yaşam koşullarını farklı bölgedeki insanların yaşam koşullarına uyduramayız. İslami hareketlerin, kendi toplumundaki kendi birikimleriyle hareket etmeleri önemlidir. Müslümanlar yaşadıkları zamanın ruhunu taşımak zorundadırlar.

Paylaş: